3G Hayatımıza girdi. Girdi mi?
Değerli basınımızın bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da çiğneyip yutma geleneği böylelikle yine bozulmadı. (Halkımızın maymun iştahlılığını unuttum sanmayın…)
Turkcell, Avea ve Vodafone’un milyon dolarlık reklam kampanyaları, tanıtım partileri, lansman kıvamında cadde showları, hatta deniz üstüne kurulan yüzen ofislerden billboard üzerinde çalışan genç netbook’lu arkadaşlara kadar bir çok yüksek bütçeli çalışma yapıldı. Peki gerçekten kim kazandı bu yarışı?
Reklamlarda yedek kulübesinde bile gören Tugay’dan temizlik görevlisiyle eğlenen Hido’ya, yürüyen merdivenlere tersten binen Nasuh Mahruki’den aşkından telefonunu karıştıran Ozan Güven’e kadar bir sürü değişik senaryo ve hikaye izledik.
Her ne kadar 3G ihalesi itibariyle hızlı bağlantıda liderlik Turkcell’de olsa da, bence bilişmciler ve teknoloji takipçileri dışında kalan kitleye en doğru şekilde ulaşan operatör bu yarışı kazanacak.
Bu saptama üzerine markaların reklamlarına şöyle bir bakarsak daha doğru olur;
İlk olarak benimde yıllardır kullandığım, operatör olarak Türkiye’nin devi olan Turkcell ile başlamak istiyorum. Yaptıkları ilk reklam kampanyasında bir çok tanıdık sima ile karşımıza çıkan Turkcell, Hidayet Türkoğlu ve Nasuh Mahruki gibi ünlüleri kullanarak halka sıcak bir bağ kurmak istedi. Aslında tema olarak belirlediği “Merak etmiyor musun?” sloganı beğenilen bir slogan olmasına karşın bence fazla avrupai bir yaklaşım ve insanları bir yerden sonra sıkan bir cıngıl ile bir çok kişiden kötü not aldı.. Arkasından “allahım bu bir kabus olmalı. Daha kötüsü olamaz” dedirtecek bir hamleyle “Issız Adam” ‘ın başrol oyuncusu Cemal Hünal ve Sarp Apak ile Vınnn reklamları devreye girdi. 3G hizmetinin başlangıç tarihinden sonra çıkan ve 4 ayrı versiyonu olan (yanlış hatırlamıyorsam) Hidayet & Nuri kardeşler reklam filmlerini anlatmayacağım yoksa gözlerim kararacak. Yahu tamam! Siz koskocaman reklamcılar koskocaman fikirler bulabilirsiniz. Ama ne olur kabul edin; Bu espriler kötü, bu halk, bu gençlik bu esprileri yemez.
Hızımı kesmeden Avea ile devam ediyorum. 3G ihalesi ikinicisi olan Avea, reklam içeriği olarak biraz daha soft bir yaklaşım sergileyen operatörlerden biri oldu. Öncelikli olarak başta mantığa yönelik, içimizden insanların 3G sonrasında neleri daha rahat bir şekilde yapabileceğini esprili bir dille anlatan reklamları kalbimi çaldı. Reklamda anlatılan ve verilmek istenen mesaj tam, içerik zengin ve anlaşılmasında problem yaşanmıyor. İşte reklam budur dedik. Dedik ama Avea’da arkasından Ozan Güven ve Melis Birkan’la “Aslı & Emre’nin Avea Aşkı” kampanyası ile bizi bizden aldı. Hikaye bilinen bir hikaye, akılsız ve havai oğlan yolda ıssız bir kızla çarpışır, tercihen kız ya kör olur yada Blackberry’leri karışır. Oğlan kıza aşık olur, kız oralı olmaz ve bu sebepten ötürü çocuk iyice dengesizleşip kıza ve ailesine abidik gubidik cevaplar vermek zorunda kalır. Bu tarz reklamların artık Türk gençlerine hitap etmediğini, böyle gençlere artık kız bile verilmediğini, böyle insanlar aşk yaşasada da o o aşkın uzun sürmeyeceğini bizim bildiğimiz anlayamamış birileri aramızda halen varmış.
Ve gelelim son operatörümüz olan Vodefone’a;
Adıyla büyük bir üne sahip olan ve 3G’nin dünya liderlerinden biri olan operatör, ülkemizde satın almış olduğu “Telsim” sonrasında genel strateji olarak yavaş ve emin adımlarla giden bir seyir izledi. Abone sayısındaki artışlar ve kampanyalarına gelen olumlu tepkilerle moral bulan operatör, 3G kampanyalarında diğer operatörler arasında en “nokta atışı” hareketleri yapan isim oldu. Reklamlarında Ali Sabancı, Tugay Kerimoğlu ve Hakkı Devrim gibi konularında başarılı isimlerin ağzından görüşlerini ve deneyimlerini alan marka, kendi hizmetlerini bu deneyimler ile örtüştüren bir mesaj vermek istemiş. Ancak burada da eksik olan birşeyler var. Çünkü bizim insan kartelamız o kadar geniş ki, böyle aristokrat, böyle ince mesajların halkımızın tüm kesimlerine geçmesi kolay değil. Siz eğer İngilterede yolda posta kutusunun üstüne laptopu koymuş mail atan birini gösterip bunu yapın derseniz, o adam size dönüp “yahu ben eve yemek alamıyorum, laptopu nereden alacağım da unu yapacağım ki?” der. Yani bu tarz bir reklamın bana göre hitap edeceği kitle çok büyük olmayacaktır.
Kısacası yapılan kampanyalarla ilgili olarak çevremde yaptığım araştırmada, insanların muhabbetlerinde bunlar var. Belki çok objektif değil, belki bencilce yada çok kendini beğenmiş yorumlar olabilir. Ancak reklamcılar daha yeni, sunduğu innovatif özelliğiyle müşterisini çeken, halkı tavlayabilen fikirler üretmedikçe gerçek pazar hareketlenmesi beklenemez.
Peki şimdi gelelim 3G kullanımındaki rakamlara;
3G başlangıcından bir ay sonra Süreyya Ciliv kullanım istatistiklerini basınla paylaştı. Görüntülü konuşma ile ilgili en yüksek kullanım büyük şehirler olan İstanbul, Ankara ve İzmir’den beklenirken, Diyarbakır ve Elazığ liste başı oldu. Büyük şehirler yalnızca 3G internet kullanımında liste başı oldu. Sıralama şu şekilde ortaya çıktı;
1- Diyarbakır
2- Elazığ
3- İstanbul
4- Malatya
5- Trabzon
6- Erzurum
7- Ankara
Sonuç olarak kullanımlarımız, reklamlarımızla paralel gidiyor. Doğru reklamlar, doğru anlatımlar ve doğru sonuçlar bizi çekiyor. Tabii bu hizmetlerin sunulmasında bir başka dikkat edilecek nokta olan Türkiye’deki 3G’li telefon sayısı.
Her ne kadar ilk olarak internet ve görüntülü konuşma olsa da daha bir çok konuda hayatımıza farklı anlamlar katacak olan 3G’nin doğru anlaşılması, yapılan kampanyaların cezbedici olmasının yanında insanları kısa süre içerisinde sınırların dışına çıkarak mağdur edilebilir olmaması gereklidir. Siz eğer 3G internet kullanımını uygun fiyata sunup, sonra kullanıcıya kota aşımı bedeli olarak yüksek ücretler ödettirirseniz bu ülke de 3G’ninde geleceği olmaz.
Saygılarımla…
Konuyla ilgili başka bir haber bulunmamaktadır.
